“Aşık Yunus söyler sözü,
Kan yaş ile doldu gözü,
Bilmeyen ne bilsin bizi,
Bilenlere selam olsun.”
Yunus Emre
İlişkilerde en sık yakalandığımız görünmez yanılgı, anlaşılamadığımız her an faturayı kendi varlığımızın genişliğine kesmektir.
Birinin bizi taşımakta zorlandığını hissettiğimizde ilk refleksimiz, kusuru kendi derinliğimizde aramak olur.
Kabul görmek, bağ kurabilmek ve yalnız kalmamak adına kendimizden ödün vermeye başlarız. Düşüncelerimizin sivri ve katmanlı köşelerini yontar, hislerimizin sesini kısar, zihinsel ve ruhsal hacmimizi karşımızdakinin sığabileceği dar kalıplara göre yeniden biçimlendiririz.
Kendi rengimizi soldurarak başkasının görme yetisine uyarlamaya çalışmak, sessiz bir öz-tükeniştir.
Gerçek bir içsel olgunluk, başkalarının yetersizliklerini kendi eksikliğin olarak tercüme etmemeyi öğrenmekle başlar.
Kıyı şeridinde güvenli adımlarla yürümeye alışmış birine, açık denizlerin akıntısı ve derinliği her zaman ürkütücü gelir. Ancak kıyının güvenliği için bir denizin suyunu çekmesi ne kadar akıl dışıysa, bir başkasının kavrayış sınırı için kendi potansiyelini budamak da o denli yıkıcıdır.
İlişkiler, birbirinin sınırlarına sığışmak için küçülenlerin değil; birbirinin ufkuna bakıp kendi kanatlarını açabilenlerin alanıdır.
Birinin senin katmanlarını kavrayamaması, sende bir fazlalık ya da yanlışlık olduğunu göstermez; yalnızca onun bakış açısının nerede bittiğini fısıldar.
Kendi hacmini korumak bencillik değil, öz saygının en yalın halidir. Başkalarının dar pencerelerinden görülebilmek uğruna kendi gökyüzünü daraltmaktan vazgeç çünkü seni gerçekten taşıyabilecek olanlar, senin küçülmeni değil, kendi alanlarını genişletmeyi seçecek olanlardır.
Sığ sularda kaybolmak yerine, kendi derinliğini koru ve seni olduğun gibi görebilen o bilgelikle yürü:
Bilmeyenin yükünü sırtından indir; bilenlere selâm olsun.
Muhabbet ile…
İlhami Serdar KARAMAN –16.08.2026





Yorum bırakın