19 Mayıs 1919’da Samsun’da tutuşturulan bağımsızlık meşalesi, 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanıyla taçlandı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk eserinde ilmek ilmek işlediği “Hâkimiyet-i Milliye” ve “Tam Bağımsızlık” ilkeleri, bugün de geleceğimizi aydınlatmaya devam ediyor.
1919 yılının Mayıs ayında, I. Dünya Savaşı’ndan mağlup çıkmış Osmanlı Devleti’nin temelleri çökmüş, ağır mütareke şartlarıyla ordunun elinden silah ve cephanesi alınmış, vatan toprakları İtilaf Devletleri tarafından yer yer işgal edilmeye başlanmıştı. İstanbul’daki hükümet ve saray yönetimi zayıf, aciz ve kendi hayat ile rahatını koruma telaşındaydı.
O çetin koşullarda memleketin önünde üç temel kurtuluş çaresi tartışılıyordu: İngiliz koruyuculuğunu istemek, Amerikan mandasını kabul etmek veya bölgesel kurtuluş yollarına başvurmak. Ancak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a adım atan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu seçeneklerin dayandığı tüm mantıkların çürük ve temelsiz olduğunu saptadı. Yabancı bir devletin vesayetini kabul etmeyi acizlik sayarak, Türk milletinin yüksek onuruna yakışan tek tarihi kararı ilan etti: “Ya bağımsızlık, ya ölüm!”.
Amasya’dan Sivas’a Adım Adım Örülen “Milli Sır”
Mustafa Kemal Paşa, bu büyük vizyonu rastgele bir heyecanla değil, dahi bir strateji ve aşamalı eylem planıyla hayata geçirdi. Amasya Genelgesi’nde “Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” diyerek meşruiyetin kaynağını bizzat millete teslim etti.
Erzurum ve Sivas Kongrelerinde alınan “Kuvayı Millîye’yi etken, milli iradeyi egemen kılmak esastır.” kararı ile cumhuriyetin ve demokrasinin sarsılmaz temellerini attı.
23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldığında, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” prensibiyle şahısların veya zümrelerin egemenliği son buldu. Dünyada bir kurtuluş savaşını gazi bir parlamento eliyle yöneten tek lider olan Atatürk, halk iradesini askeri ve siyasi zaferlerin merkezine yerleştirdi.
29 Ekim 1923: “Halk Hükümeti Doğrudan Doğruya Cumhuriyettir”
İnönü’de, Sakarya’da ve Dumlupınar’da süngülerin ucunda kazanılan büyük askeri zaferlerin ardından, 29 Ekim 1923 gecesi ulusal egemenlik temelinde yükselen halk yönetimi adı koyularak taçlandırıldı. Mustafa Kemal Paşa’nın ifadesiyle, Millet Meclisi’nde beliren ulusal irade doğrudan doğruya Cumhuriyet’e, yani hâkimiyet-i milliyeye dayanan halk hükümetine dönüştü.
Cumhuriyet; kimsesizlerin kimsesi, vatanın her evladının eşit ve özgür birer yurttaş olmasının teminatı oldu.
Gençliğe Bırakılan Ebedi Miras
Atatürk, Nutuk eserini gelecek kuşaklara bir tarih bilinci ve uyarı kılavuzu olarak bıraktı. Bu büyük eserin son sayfalarında Cumhuriyetin muhafazası ve savunulması görevini doğrudan Türk gençliğine emanet etti.
Milli Mücadele ruhu bize öğretiyor ki; şartlar ne kadar zor olursa olsun, Türk milleti kendi vicdanından doğan inanç ve sarsılmaz azmiyle her türlü engeli aşacak güçtedir.
Tarih boyunca esareti asla kabul etmemiş büyük milletimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyor; Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve bu toprakları bize vatan kılan tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Yaşasın Tam Bağımsız Türk Devleti, Yaşasın İlelebet Payidar Kalacak Türkiye Cumhuriyeti!
İlhami Serdar KARAMAN –29.10.2026





Bir Cevap Yazın